Haberler / Duyurular

Passat'a biniyor; ama zeytini beş kere ısırıyor

 Abdurrahim Albayrak, Galatasaray'da yöneticilik yaptığı bir yıla yakın süre içinde televizyon ekranlarında heyecanlı hareketleri ile büyük küçük herkesin dikkatini çekiyordu. Bazıları takımın her hücumunda havalara zıplayan Albayrak'ı 'reklamını yapıyor' diye eleştirse de o 'Kolaysa onlar da zıplasın heyecandan da görelim.' deyip geçiştirdi. Sonraki dönemde kendi işine yönelen Albayrak'ın tekrar yönetime gelme konusunda 'niyetli' olduğunu söylemekle yetinelim. "Bu konuda herkesin bir görev alması gerekiyor. Yani her Galatasaraylı burada bir hizmete koşmalı. Ben de onlardan bir tanesiyim." diyen Albayrak, ligin ilk maçındaki GS'yi 'iyi, ama en az iki transfere ihtiyacı var' diye değerlendiriyor.

Albayrak, Galatasaraylılığının yanı sıra Türkiye'nin en büyük 'servis taşımacılığı' filolarından biri olan Altur'un sahibi olmasıyla da ünlü. Birkaç ay önce Volkswagen'in Türkiye temsilcisi işadamı Ferit Şahenk'in teklifiyle bu markanın bayiliğini alarak otomotiv sektörüne giren Albayrak, Rize'de dolmuşçuluk yaparak iş hayatına başladığını da söylemeden geçemiyor. "Babam Almanya'da çalışırken ona hep 'Bir dolmuş alalım ben çalıştırayım.' diyordum. Sonra ben de Almanya'ya gittim. Biriktirdiğim ilk parayla minibüs alıp memlekette dolmuşçuluğa başladım. Bir yıl sonra da taşı toprağı altın deyip İstanbul'a geldim, hakikaten doğruymuş! Sultançiftliği-Habipler hattında çalışırken iki işadamıyla tanışmamız hayatımın yönünü değiştirdi. Minibüsçüler arasında gezerek adam tanımaya çalışırlarken ben minibüsü çok temiz tutuyorum diye fabrikalarının personel servisini taşıtmak üzere beni seçmişler. Teklif ettiler. Korka korka kardeşimle fabrikaya gittik, kabul ettik. 1978 yılıydı. O bu işin başlangıcı oldu. Bugün dev bir filoyu işletiyoruz." diyen Albayrak, her gün 78 bin kişiyi taşıdıklarını belirtiyor. Pek çoğu büyük çaplı banka ve holdingden oluşan Altur müşterilerinin sayısı 220 şirketi geçiyor, 5 binden fazla şoför çalışıyor.

Otomobil kullanmaya karşı küçüklüğünden beri merakı olduğunu söyleyen Albayrak, babasının kendisi için Almanya'dan getirdiği ilk otomobilin VW olmasının da bu markaya karşı ayrı bir sempati duymasına neden olduğunu dile getiriyor. Her marka otomobili sevmesine rağmen gönlü büyük araçlarda olan Albayrak, zaman zaman personel taşıyan otobüslerin direksiyonuna geçtiğini, bundan çok büyük keyif aldığını belirtiyor. Range Rover, Mercedes S ve VW Passat kullanan Albayrak park sorunu yaşamadığı sürece şoför olmaksızın yola çıkıyormuş: "Araç kullanmak çok severek yaptığım bir şey. Bu yüzden şoförlü kullandığım zaman çok değildir. Arazi aracı ya da lüks sedan otomobil fark etmiyor. Tabii daha çok şehir içinde yaşıyoruz, arazi aracından çok sedanlar kullanılıyor. Kaldı ki özellikle karda filan arada bir otobüse çıkıp çalışan insanları evine, işine taşımak da güzel. Hem kendi şirketimde çalışanlara motivasyon oluyor hem de müşterilerle iç içe olmak onları bize daha yakınlaştırıyor. Bazıları tabii acayip şaşırıyor, şaka zannediyor. Trafik ise beni korkutmuyor."

Koyu Fenerbahçeli Ferit Şahenk'le marka bayiliğine uzanan ilişkilerini anlatan Albayrak, "Önce ben sempatimden dolayı VW bayiliği istedim, onlar 'biz kendimiz bayi açacağız' diyerek benim binada kiracı oldular. Ancak 7-8 ay sonra birbirimizi iyi tanıdık, bu kez Ferit Bey teklif getirdi, bayiliği almam için. Ben zaten istiyordum. O iyi bir Fenerli, ben ise koyu bir GS'li. Ancak buradan uyuşmazlık değil, ortaya güzel bir dostluk çıktı. Birkaç yıl içinde marka içinde en çok satan bayilerden biri olmak istiyorum. Bu alanda yeni olmama rağmen sevdim." diye konuşuyor.

İş hayatında olduğu kadar özel hayatında da asla savurgan olmadığını belirten Albayrak, "Ben bir zeytini beş seferde yerdim. Şimdi bile öyleyim. İsraf etmekten çok korkarım. Aman su boşa akmasın, aman israf olmasın diyorum. Personele derim ki yemeği doyana kadar yiyeceksin, ama atmayacaksın. Az koy, bir daha doldur. Yemeği çöpe asla attırmam. Atana da 'Seni işten atarım.' diyorum. Yemeğimi de personelle birlikte yiyorum, insan çalışan ayrımı yapmayı sevmiyorum. Bir de hiçbir çalışanın emeğinin karşılığını ertesi güne bırakmam." diyor.

Otomotiv ve ulaşım sektörlerinin dışında turizm alanında harekete geçen Albayrak, İstanbul'daki Çınar Otel'e talip oldu. İstenen fiyatı yüksek bulan Albayrak, mevcut bir oteli alarak ya da yeni bir otel yaparak mutlaka bu alanda yatırıma gideceğini belirtiyor.

 

http://www.zaman.com.tr/yazdir.do?haberno=201677



» Diğer Duyurular